‘Bulaşıcı Hastalıklar’ kategorisi için arşiv

KUŞ GRİBİ

21.09.2008

Son yıllarda gündeme damgasını vuran hastalıklardan biride tavuk vebası olarak da bilinen kuş gribidir. Avian influenza denen bir tür virüs tarafından oluşturulan hastalıköncelikle kanatlı hayvanları etkileyen çok bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır. Özelliklede evcil kanatlı hayvanları etkilemekle birlikte bütün kanatlılarda, domuzlarda da görülebilir. Bu hayvanlar aracılığıyla insanlara, atlara ve balina ve fok balığı gibi deniz memelerine bulaşabilir. Göçmen kuşlar hatalık etkenini kendileri hastalanmaksızın taşırlar.

Etkenin insanlara bulaşması için etkilenmiş hayvanlar ile yoğun bir temas gereklidir. İnsandan insana bulaşma şu ana kadar bildirilmemiştir. Bulaşma;

  • Hasta veya hastalıktan dolayı ölmüş hayvanla temasla,
  • Enfekte hayvanın gözyaşı, burun – boğaz akıntısı veya dışkısı ile temasla,
  • Enfekte materyalle kirlenmiş yüzeye temasla söz konusudur.

Hasta kanatlı hayvanların eti ve yumurtaları ile bulaşma olduğuna dair bir kanıt bugüne kadar bulunamamıştır.

Etkene maruz kalan kişilerde 2 – 4 gün içinde ateş, boğaz ağrısı, kuru öksürük, solunum güçlüğü gibi grip belirtilerinin yanı sıra karın ağrısı ve isal de görülmektedir.

Bu yazı toplamda 1414, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

SARS

20.09.2008

Ağır akut solunum yetmezliği olarak bilinen hastalık dünyada salgın olarak ilk defa 2003 Martının ortalarında, tek vaka olarak ise 2002 Kasımında Çin’de görüldü. Coronavirüs isimli bir virüs tarafından oluşturulmaktadır. Virüsün insanlara havyalardan bulaşmış olduğu öngörülmektedir. Asya, Kuzey Amerika ve Avrupa başta olmak üzere birçok ülkeden vakalar bildirilmiştir. 2003 Haziranında dünyada 8000’i aşkın vaka ve 750’yi aşkın SARS’a bağlı ölüm meydana gelmiştir. Hastalık zatürree gibi seyretmektedir. Mikrop alındıktan sonra ki 2- 7 gün hastada herhangi bir şikayet olmamaktadır. Öksürük, ateş, titreme ve baş ağrısı gibi bulgular başladığında kişilerin bulaştırıcı olduğu bildirilmektedir. Hastalık genelde 38 derecenin üzerinde ateşle başlar, soğuk terleme, baş ağrısı, genel bir halsizlik, yaygın vücut ağrısı, kuru öksürük, boğaz ağrısı ve solunum zorluğu ile kendini gösterir. Hastalık ilerlediğinde hastaları solunum yetmezliğine götürebilir, solunum cihazı desteği gerekebilir. Hastalık damlacık yolu ile yani öksürükle bulaşır. Ancak hastalığın virüsün bulaşmış olduğu nesnelerle de bulaşabileceği bildirilmiştir. Uygulanacak genel korunma önlemlerinin dışında hastalığa yönelik kesin bir tedavi henüz bulunmamaktadır.

Bu yazı toplamda 454, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONU

20.09.2008

En çok iş gücü kaybına yol açan, en çok doktora başvurulan, kişileri en çok yatağa düşüren hastalıkların başında üst solunum yolu enfeksiyonları gelir.

Üst solunum yolu denilince burun, sinüsler, yutak (farinks) ve gırtlak (larinks) anlaşılır. Bu bölgelerin iltihaplarına da üst solunum yolu infeksiyonu (genel olarak ÜSYE şeklinde kısaltılır) denir. Üst solunum yolu; kulak ve alt solunum yolları ile bağlantılıdır. Eğer üst solunum yolu enfeksiyonları ciddiye alınıp uygun şekilde tedavi edilmez ise zatürree, bronşit gibi alt solunum yolları enfeksiyonlarına da çevirebilir.

Teorik olarak nezle, grip, farenjit, sinüzit, larenjit, gibi iltihapların hepsi üst solunum yolu infeksiyonu kapsamına girer. Gribal enfeksiyon veya rinofarenjit gibi isimlerde aynı anlamda kullanılır. Ancak uygulamada sinüzit veya bazı spesifik iltihaplar bu kavramın dışında tutulur. ÜSYE’ye vakaların %90’ında virüsler neden olur. Ancak kimi durumlarda bakteriler de olaya karışırlar.

ÜSYE genel olarak soğuk algınlığı nedeniyle olur. Bu durum vücut direncini düşürerek virüs ve bakterilerin hastalık yapacak duruma gelmesine neden olur. Ancak ÜSYE’yi kolaylaştıracak bazı faktörlerde vardır. Bunlar arasında alerji, septum deviasyonu(burun kemiğinde eğim), burunda et büyümesi, ÜSYE olan hastalarla sıkı temas ve bağışıklık sisteminin bozukluğu sayılabilir. Havada bulunan virüslerin solunum yolları aracılığı ile vücuda girmesi şeklinde bulaşır.

ÜSYE’de belirtiler virüslerin tipine ve gücüne ayrıca vücut direncine göre değişir. Nezlede gribe göre daha hafif belirtiler olur. Nezleye neden olan virüsler en sık olarak Rhinovirüs adı verilen virüslerdir. Nezlede burun tıkanıklığı, burun akıntısı, boğazda gıcık ve yanma, hapşırma, ses değişiklikleri, öksürük, baş ağrısı gibi şikayetler olur. Grip ise daha çok İnfluenza virüs adı verilen başka bir grup virüslerle oluşur. Gribin belirtileri olarak nezleye ilave olarak, daha çok baş ağrısı, ateş ve vücut kırgınlığı oluşur. Kas tutulmasına bağlı bel ve bacaklarda ağrı olabilir. İnfeksiyonun kulak, sinüsler veya akciğerlere yayaılımına bağlı olarak bu organlara ait belirtilerde gelişebilir (kulak ağrısı, işitme azlığı, balgamlı öksürük, nefes almada zorlanma gibi).

Burun muayenesinde, kızarıklık, ödem ve bazen sulu bazen koyu akıntı görülür. Eğer deviasyon veya et büyümesi varsa bunlarda saptanır. Boğaz muayenesinde yine kızarıklık, genizden gelen akıntı ve ödem saptanabilir. Eğer kulağa yayılım yani bir orta kulak iltihabı varsa kulak zarında kızarıklık ve bombeleşme ya da çökme görülebilir. Hastadaki ses değişikliği dikkati çeker.

ÜSYE’de tanı muayene ile konulur. Yapılabilecek tahlil ve tetkikler daha çok tanıyı desteklemek veya eşilk eden başka bir dururm var mı ona ortaya çıkarmak içindir.

Tedavi ise daha çok kişinin dinlenmesi, ve semptomatik tedavi dediğimiz şikayetlere yönelik tedavidir. Yani burun tıkanıklığına burun açıcı damlalar gibi. Eğer uygulanan bu tedaviye rağmen kişide düzelme görülmüyorsa ya da tedavi sırasında şikayetleri artıyor veya yeni şikayetler ekleniyorsa antibiyotik tedavisine başlanır.

Bu yazı toplamda 858, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

HEPATİT G

18.09.2008

Karaciğerde enfeksiyon etkeni olan hepatit etkeni virüslerden biri olan hepatit G virüsü yeni bulunmuş (laboratuarda yeni tespit edilmiş) bir viral hepatit virüs türüdür. Özellikle uyuşturucu kullananlar, diyaliz hastaları ve hemofili hastalığı olan kişilerde normal popülasyona göre pozitiflik oranı yüksektir. Kronik hepatite yol açıp açmadığı konusunda çalışmalar devam etmektedir. Ancak şu anda ciddi anlamda karaciğerde bir probleme yol açmadığı yayınlanmaktadır. Flavi virüs denilen aileden olan hepatit G virüsü bir RNA virüsüdür. Amerika Birleşik Devletleri’nde kan vericilerinin % 2 sinde tarama testleri sonucunda pozitif sonuçlar çıkmıştır.

HEPATİT G NASIL BULAŞIR?

Hepati G nin de kan ve kan ürünleri ile bulaştığı yönünde yayınlar son 5-10 yıl içinde çeşitli kliniklerce yayınlanmıştır.

Bu yazı toplamda 580, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

HEPATİT E

18.09.2008

Özellikle Hindistan, Asya’nın bir kısmı ve Afrika da görülen bu hepatit E virüsü oral-fekal yani ağız dışkı yolu ile geçiş göstermektedir. Özellikle Endonezya da % 40 a varan bir taşıyıcılık oranından bahsedilmektedir.Türkiye de ise hepatit

E taşıyıcılığı % 5 civarındadır. Avrupa da hepatit E taşıyıcılığı % 1 bile değildir.

KLİNİK SONUÇLAR

Hepatit E nin en önemli klinik sonucu gebelerde % 10-20 ye varan bir ölüm riskine sebep olmasıdır.

Bu yazı toplamda 462, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

HEPATİT D

18.09.2008

Hepatit D çoğalabilmesi için Hepatit B virüsüne ihtiyaç duyması bakımından bu ailedeki enteresan viral hepatitlardendir.

HEPATİT D VE İKİ FARKLI FORM

Ya hepatit B ile aynı anda alınır ve geçirilir.

Ya da hepatit b geçirmiş kronik hepatit B si kişilerin daha sonara bu virüsle karşılaşması ile olur. (more…)

Bu yazı toplamda 467, bugün ise 0 kez görüntülenmiş