‘Endokrin Hastalıklar’ kategorisi için arÅŸiv

GUATR

08.12.2008

Tiroid bezi normal olarak boyun bölgesinde soluk borusunun hemen önünde yerleÅŸmiÅŸtir ve dışardan gözle görülmez. İki ana parça ve bunları birbirine baÄŸlayan bir üçüncü parçadan oluÅŸur. Bu bezin herhangi bir sebepten dolayı normalden büyük olmasında guatr denir. (daha fazla…)

Bu yazı toplamda 917, bugün ise 2 kez görüntülenmiş

BÜYÜME GELİŞME GERİLİĞİ

07.12.2008

ÇocuÄŸun kendi yaÅŸ grubundakiler ile karşılaÅŸtırıldığında boyunun daha kısa olması durumudur. Normal ÅŸartlarda doÄŸumu takiben çocuk uzmanları tarafından rutin olarak her muayenede kontrol edilen bu durum günümüzde daha erken saptanabilmektedir. Ne yazık ki saÄŸlık hizmetleri ülkemizin her yerinde aynı etkinlikte olmadığında kimi zaman bu hastalar daha ileri yaÅŸlarda karşımıza çıkabilmektedirler. (daha fazla…)

Bu yazı toplamda 1613, bugün ise 4 kez görüntülenmiş

VİTAMİN EKSİKLİKLERİ

06.12.2008

Genellikle besinler ile alımının yetersiz olması veya malabsorsiyon yani besin emiliminin yapıldığı ince barsaklarda kısalma, enzim eksikliği vb. gibi çeşitli nedenlerle bu işlemin yeterli yapılamaması nedeniyle de oluşabilir.

A vitamini eksikliÄŸinde en sık karşılaÅŸtığımız ÅŸikayet gece körlüğü denilen durumdur. Vücudun savunma sistemi ile ilgili aksaklıklar, kansere eÄŸilim, cilt rahatsızlıkları, kepeklenme, kuruluk göze çarpan diÄŸer durumlardır. (daha fazla…)

Bu yazı toplamda 598, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

AÅžIRI KILLANMA

02.12.2008

Kıl folikülü geliÅŸimi 22. gebelik haftasında tamamlanır ve bundan sonra yeni folikül geliÅŸimi olmaz. Folikül sayısı cinsiyetler arasında farklılık göstermezken ırk ve etnik gruplar arasında farklılıklar vardır. Foliküllerin büyüme ÅŸekli ise genetik olarak belirlenmiÅŸtir. GeliÅŸimi büyüme, dökülme ve sessiz dönem olmak üzere 3 bölümden oluÅŸur. Hormonlar, deri ısısı, kan akımı ve ödem kıl geliÅŸimini etkiler. Bunun en güzel örneÄŸi yazın kıl büyümesinin hızlanmasıdır. (daha fazla…)

Bu yazı toplamda 1381, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

ÖDEM

27.11.2008

Normal şartlarda vücut kendi içinde bir denge halindedir. Vücutta bulunan her sistem ve organ bu dengenin devamlılığını sağlayabilmek için çalışır. Vücutta ki sıvı dengeside buna dahildir. Sıvı alımının azaldığı durumlarda vücut önlemler alarak sıvı kaybını azaltmaya çalışırken vücuda alınan sıvı miktarının arttığı durumlarda sıvı atılımını sağlamaya çalışır. Bu toplam dengenin dışında bir de sistemi oluşturan yapılar arasında bir denge vardır. Ödem tam da bu dengenin bozulması ile oluşan bir durumdur. Deri ve deri altı dokuda sıvı birikimi sonucu oluşur. Oluşan ödemin kıvamı, bulunduğu yer ve derecesi sebep olan duruma göre değişiklik gösterebilir. Örneğin nefrotik sendromda, karaciğer sirozunda ve vücutta protein kaybı ile giden durumlarda bacakta ayak bileğine yakın bölümde yumuşak, üstüne parmak basınca çöken ve parmağınızı çektiğinizde normal haline gelmeyen bir ödem vardır. Kalp yetmezliğine bağlı ödem sert iken böbreklerin iltihabına bağlı gelişen ödem ve lenf (beyaz kan) kanallarının tıkanıklığına bağlı gelişen ödem çok daha serttir ve üstüne basmakla içine çökme görülmez.

Bu yazı toplamda 314, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

DİABET

21.09.2008

Gün geçtikçe yaÅŸlanan ve yorulan dünyamızda giderek artan bir problem; Diabetes mellitus ya da diabet ya da daha çok bilinen adıyla ÅŸeker hastalığı. Kanda ki ÅŸeker seviyesinin belirlenen sınırların üstünde seyretmesi ile karakterize bir hastalıktır. Vücudumuzda ÅŸekerin dengelenmesinde görevli hormonlardan insülin metabolizmasındaki bir bozukluktan kaynaklandığı bildirilmiÅŸtir. Ana problem ya pankreastan salınan insülin miktarında azalma ya da salınan insüline hedef organların gösterdiÄŸi dirençtir. Bir insan ömrü yeterince uzun olur ise mutlaka ÅŸeker hastalığına yakalanır, çünkü geçen yıllarla birlikte pankreasta yorulma, yıpranma olacaktır. Bu da salınan insülin miktarında azalmaya yol açacaktır. (daha fazla…)

Bu yazı toplamda 758, bugün ise 9 kez görüntülenmiş