‘bulantı’ etiketinin bulunduğu yazilar

Batı Nil Virüsü

09.09.2010

Son günlerin herkesi paniğe sevk eden konusu; Batı Nil Virüsü. Sitemizde sizlere bu virüsü tanıtabilmek, bu virüs hakkında dikkatli olmanız gerekenler konusunda sizleri uyarmak amacı ile yeni bir konu açıyoruz. Hem virüs ile ilgili yetkili makamların yapmış oldukları açıklamaları sizlere ulaştıracağız hem de ulusal ve uluslar arası medya ve sağlık kuruluşlarının konu ile ilgili görüşlerini sizlere ileteceğiz. Umarız tüm bu bilgiler sizlere yardımcı olacaktır.

BATI NİL VİRÜSÜ NEDİR?

İlk kez 1937 yılında Uganda’nın Batı Nil bölgesinde bir insandan izole edilen bir virüs. 45-50 mm büyüklüğündeki bu virüs Flaviviridae familyasının Flavivirus cinsine ait. Bu virüsün ana rezervuar (taşıyıcısı) kuşlar. Bu kuşlardan kan emen özellikle sivrisinek ve keneler bu virüsü alarak insana ve diğer bazı memelilere taşıyor.

(more…)

Bu yazı toplamda 884, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

ÜREMİK SENDROM

12.12.2008

Kronik böbrek hastalıkları böbreğin görevlerini yerine getirememesi sonucunda ortaya çıkan durumlardır. Bu hastalıkta bulgular özellikle üre gibi böbrekler aracılığı ile vücuttan atılan zararlı maddelerin birikmesi sonucu meydana gelir.

Bu hastaların derileri soluk, kirli ve sarı renkli görünümdedir. Bu hem hastalarda ki kansızlıktan hem de ürenin yüksek seviyede olmasından kaynaklanmaktadır. Bazı hastalarda ise aşırı kaşıntıdan dolayı tüm vücutta çizikler ve kaşımanın şiddetinden kaynaklanan yaralar mevcuttur. Kaşıntının nedeni ise ürenin yüksek olmasıdır. Bu hastalarda ayrıca özellikle parmak uçlarında olan ancak diğer vücut kısımlarında da görülebilen yara ve ülser odakları vardır. (more…)

Bu yazı toplamda 4973, bugün ise 3 kez görüntülenmiş

BULANTI KUSMA

07.12.2008

Bulantı ve kusma birbirinden farklı kavramlar olmasına rağmen sıklıkla beraber görülürler. Öğürmek ise bu iki kavramın arasında kalan bir durumu tariflemektedir.

Kısa sürede meydana gelen kusmalarda besin zehirlenmesi, ilaçlar ve kafa travmalarını öncelikle düşündürürken daha uzun sürede meydana gelen kusmalarda sindirim sisteminde ki tıkanıklıklar, metabolik problemler, beyin tümörü ve psikolojik rahatsızlıklar daha önceliklidir. (more…)

Bu yazı toplamda 1698, bugün ise 2 kez görüntülenmiş

TANSİYON NASIL ÖLÇÜLÜR

29.11.2008

Kan basıncı en doğru olarak doğrudan atar damar içine konulmuş bir iğne veya kateter ile ölçülür. Günlük hayatta pek kullanılmayan bu yöntemin yerine sfigmomanometre ile dolaylı olarak ölçülür. Sfigmomanometre kumaş ile kaplı lastik bir manşon, bir adet şişirici pompa ve bir manometreden oluşur. Manometreler civalı, aneroid veya elektronik olabilir. ideal olanı manşonun çapının kişinin kolunun çapından %20 daha geniş olmasıdır. Dar manşonla yapılan ölçümler hatalı olarak yüksek bulunurken bol bir manşon ile yapılan ölçümler ise düşük bulunacaktır. (more…)

Bu yazı toplamda 1735, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

MİYOKARD İNFARKTÜSÜ

06.11.2008

Bilinen adıyla kalp krizi önceki yazımızda bahsettiğimiz aterosklerotik oluşumların kalp damarlarında oluşmasına ve kalbi besleyen damarlardan kalbe yeterince oksijen gitmesini engellemesine bağlı olarak oluşur. Normal şartlarda işlevini sürdüren kalbe aşırı bir yüklenme olduğunda kalbin beslenmesini sağlayan damarlar yetersiz olacağından kalp gerektiğince kasılamayacaktır. Bu kişide göğüs ağrısı olarak hissedilecektir. Eğer bu tıkanıklık belli bir derecenin altında ise, eğer o damarın beslendiği bölgeyi azda olsa kanlandıracak kadar kan akımına izin veriyorsa kişide göğüs ağrısı atakları olarak tekrarlamaya devam edecektir. (more…)

Bu yazı toplamda 1447, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

YENİ TEŞHİS EDİLMİŞ HİPERTANSİYONA YAKLAŞIM

05.11.2008

Hipertansiyonun daha önce de anlattığımız üzere en sık baş ağrısına yol açmaktadır. Eğer diğer organlarda bir soruna yol açmamışsa başka bir bulgu vermeyecektir. Genellikle başka sebeplerle doktora başvurulduğunda rutin muayene esnasında tansiyonun ölçülmesi vesilesi ile tanı konulur. Erişkin yaşta hastaların %95 gibi yüksek bir oranında tansiyonun sebebi genellikle bulunamazken 30 yaşından küçük olanlarda, spesifik olarak belli bir hastalığa ait klinik bulguları olan hastalarda, tedaviye yanıtsız hastalarda ve hızlı gelişen hipertansiyonda allta yatan sebep mutlaka araştırılmalıdır.

Bu yazı toplamda 752, bugün ise 0 kez görüntülenmiş