‘kanama’ etiketinin bulunduğu yazilar

TANSİYON NASIL ÖLÇÜLÜR

29.11.2008

Kan basıncı en doğru olarak doğrudan atar damar içine konulmuş bir iğne veya kateter ile ölçülür. Günlük hayatta pek kullanılmayan bu yöntemin yerine sfigmomanometre ile dolaylı olarak ölçülür. Sfigmomanometre kumaş ile kaplı lastik bir manşon, bir adet şişirici pompa ve bir manometreden oluşur. Manometreler civalı, aneroid veya elektronik olabilir. ideal olanı manşonun çapının kişinin kolunun çapından %20 daha geniş olmasıdır. Dar manşonla yapılan ölçümler hatalı olarak yüksek bulunurken bol bir manşon ile yapılan ölçümler ise düşük bulunacaktır. (more…)

Bu yazı toplamda 2174, bugün ise 4 kez görüntülenmiş

YENİ TEŞHİS EDİLMİŞ HİPERTANSİYONA YAKLAŞIM

05.11.2008

Hipertansiyonun daha önce de anlattığımız üzere en sık baş ağrısına yol açmaktadır. Eğer diğer organlarda bir soruna yol açmamışsa başka bir bulgu vermeyecektir. Genellikle başka sebeplerle doktora başvurulduğunda rutin muayene esnasında tansiyonun ölçülmesi vesilesi ile tanı konulur. Erişkin yaşta hastaların %95 gibi yüksek bir oranında tansiyonun sebebi genellikle bulunamazken 30 yaşından küçük olanlarda, spesifik olarak belli bir hastalığa ait klinik bulguları olan hastalarda, tedaviye yanıtsız hastalarda ve hızlı gelişen hipertansiyonda allta yatan sebep mutlaka araştırılmalıdır.

Bu yazı toplamda 823, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

AKUT BÖBREK YETMEZLİĞİ

15.10.2008

Akut böbrek yetmezliği böbreklerin fonksiyonun saatler veya günler içinde hızla azalarak üre gibi artık maddelerin kanda birikmesi ile karakterize bir durumdur. Bilinen birçok nedeni olmakla birlikte en sık neden böbreğe giden kan akımının ani olarak azalmasıdır. Kanama, yanık, susuz kalma, aşırı su kaybı, kusma, ishal, cerrahi operasyonlar, vücut boşluklarına aşırı sıvı kaybı, kalp yetmezliği, kalbin kas yapısının problemleri gibi durumlar böbreğe giden kan miktarını azalttıkları için böbrek yetmezliğine yol açar. Bunların dışında böbreğin kendi hastalıkları da böbrek yetmezliğine yol açabilirler. (more…)

Bu yazı toplamda 1754, bugün ise 2 kez görüntülenmiş

KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU

08.10.2008

Tipleri

Singeneik KİT : Tek yumurta ikizleri arasında yapılır.

Allogeneik KİT : Aynı tür içinde alıcı ve verici arasında genetik ilişki olmadan yapılır. Kardeşler arasında yapılan kemik iliği nakli bu gruba girer.

Otolog KİT : Kişinin kendi kemik iliğinin naklidir. (more…)

Bu yazı toplamda 2474, bugün ise 2 kez görüntülenmiş

KRONİK MYELOSİTER LÖSEMİ

30.09.2008

Sıklıkla 45-50 yaş arası bayanlarda görülen lösemi türü olup günümüzde bilinen tek sebebi radyasyona maruziyettir. Hastalığa ait en klasik bulgu Philedelphia kromozomudur (9.ve 22. kromozomlar arasında değişim olması). Bu hastalarda halsizlik, erken doyma, karında dolgunluk hissi en sık görülen bulgulardır. Kanama ve kanın damar içinde pıhtılaşarak tıkanıklığa yol açması görülebilir. Mide ve barsak ülserleri hastalığa eşlik edebilir. Dalak büyümesi sık görülürken diğer organların büyümesi daha nadirdir. Hastalık üç şekilde devam eder. Ya kronik olarak seyreder, ya hızlanarak durumu kötüleştirir ya da akut lösemiye dönüşür. Tedavide tüm evrelerde kemoterapi uygulanır.

Bu yazı toplamda 1734, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

KRONİK LENFOSİTER LÖSEMİ

30.09.2008

Genellikle ileri yaş popülasyonda karşımıza çıkan bir lösemi türüdür. Genel olarak hastaların bir şikayeti yoktur. Başka nedenlerle doktora başvuran kişilerde yapılan rutin kan tetkikleri sırasında beyaz kan hücrelerinin yüksek olması ile karşımıza çıkar. Eğer hastada bir şikayet olacaksa ilk şikayet genelde tüm vücutta yaygın bezelerdir. Dalakta büyüme, kansızlık ve kanamalarda şikayet konusu olabilir. Kadınlarda daha sık görülür. Sebep olara virüsler ya da radyasyon gösterilememiştir. Erken evre hastalar sadece takip edilirken ileri evre hastalarda kemoterapi ilk tercihtir.

Bu yazı toplamda 2063, bugün ise 0 kez görüntülenmiş