Posts Tagged ‘ödem’

ÜREMİK SENDROM

Friday, December 12th, 2008

Kronik böbrek hastalıkları böbreğin görevlerini yerine getirememesi sonucunda ortaya çıkan durumlardır. Bu hastalıkta bulgular özellikle üre gibi böbrekler aracılığı ile vücuttan atılan zararlı maddelerin birikmesi sonucu meydana gelir.

Bu hastaların derileri soluk, kirli ve sarı renkli görünümdedir. Bu hem hastalarda ki kansızlıktan hem de ürenin yüksek seviyede olmasından kaynaklanmaktadır. Bazı hastalarda ise aşırı kaşıntıdan dolayı tüm vücutta çizikler ve kaşımanın şiddetinden kaynaklanan yaralar mevcuttur. Kaşıntının nedeni ise ürenin yüksek olmasıdır. Bu hastalarda ayrıca özellikle parmak uçlarında olan ancak diğer vücut kısımlarında da görülebilen yara ve ülser odakları vardır. (more…)

Bu yazı toplamda 8752, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

ÜRİNER İNKONTİNANS

Saturday, December 6th, 2008

Üriner inkontinans sosyal ve hijyenik sorun yaratan ve objektif olarak gösterilebilen istemsiz idrar kaçırılmasıdır. Hastalar tarafından ifadesi çok da kolay olmayan bir sorundur. Eğer şikayetler karın bölgesinde ki basınç artışı nedeniyle oluyorsa stres inkontinans, idrar torbasının istemsiz kasılmalarına bağlı oluyorsa urge inkontinans olarak adlandırılır. Bu şikayet diabeti olanlarda, damarsal hastalıkları olanlarda, kronik akciğer ve nörolojik hastalıkları olanalarda görülür. Kimi ilaçlarda benzer şikayetlere yol açabilir. Bu hastalarda fizik muayene ve rutin tam idrar tetkikini takiben mesanede kalan idrar miktarının ölçümü ve ürodinamik çalışmlar yapılır. Ürodinamik çalışmalarda hastanın mesanesine kateter takılır ve mesane serum fizyolojik ile doldurulur. Mesane doldurulurken ve doldurulduktan sonra da öksürme, hapşırma, çömelme gibi karın içi basıncı artıran uygulamaların ardından idrar yolları ve mesanedeki basınç kontrol edilir. Eğer basınç artışını takiben idrar kaçırma tespit edilir ise hastaya stres inkontinansı tanısı konulur. Tedavi de esas cerrahi olarak düzeltilmesidir.

Bu yazı toplamda 23010, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

MİYOM

Saturday, December 6th, 2008

Otuz beş yaş üzerinde her 4-5 kadından birinde görülen miyomlar bu yaş grubu kadınların kadın doğum polikliniklerine en sık başvuru nedenidir. Miyomlar kadınlarda karın içi cerrahilerin ve rahim alınmasının en sık sebebidir. Tek olarak görülebildiği gibi sıklıkla birden fazladır. Çok büyük kısmı herhangi bir bulgu vermez. Şikayet yaratanlarda ise en sık kanama görülür. Kanama daha çok uzamış ve fazla miktarda adet kanaması olarak görülür. Ayrıca kronik alt karın bölgesinde ağrıda sık görülen bir şikayettir. (more…)

Bu yazı toplamda 5659, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

ÖDEM

Thursday, November 27th, 2008

Normal şartlarda vücut kendi içinde bir denge halindedir. Vücutta bulunan her sistem ve organ bu dengenin devamlılığını sağlayabilmek için çalışır. Vücutta ki sıvı dengeside buna dahildir. Sıvı alımının azaldığı durumlarda vücut önlemler alarak sıvı kaybını azaltmaya çalışırken vücuda alınan sıvı miktarının arttığı durumlarda sıvı atılımını sağlamaya çalışır. Bu toplam dengenin dışında bir de sistemi oluşturan yapılar arasında bir denge vardır. Ödem tam da bu dengenin bozulması ile oluşan bir durumdur. Deri ve deri altı dokuda sıvı birikimi sonucu oluşur. Oluşan ödemin kıvamı, bulunduğu yer ve derecesi sebep olan duruma göre değişiklik gösterebilir. Örneğin nefrotik sendromda, karaciğer sirozunda ve vücutta protein kaybı ile giden durumlarda bacakta ayak bileğine yakın bölümde yumuşak, üstüne parmak basınca çöken ve parmağınızı çektiğinizde normal haline gelmeyen bir ödem vardır. Kalp yetmezliğine bağlı ödem sert iken böbreklerin iltihabına bağlı gelişen ödem ve lenf (beyaz kan) kanallarının tıkanıklığına bağlı gelişen ödem çok daha serttir ve üstüne basmakla içine çökme görülmez.

Bu yazı toplamda 2728, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

KIZAMIKÇIK

Thursday, September 18th, 2008

Kızamıkçık, solunum yoluyla ya da direkt temasla bulaşan ve 3 gün kadar süren bir döküntüyle seyreden bir hastalıktır. Belirtileri döküntü, ensede ve kulak arkasında beze. 2-3 hafta süren bir kuluçka döneminden sonra hafif ateş, başağrısı, nezle hali ve öksürük başlar. Döküntü yüzden başlar ve hızla vücuda yayılır, pembemsidir. İkinci günden itibaren solmaya başlar üçüncü gün kaybolur. Hastaların %25’i hastalığı döküntüsüz geçirir ve tanı konamaz. Döküntüden 1 hafta önce bulaştırıcılık başlar, 2 hafta sonra sona erer. Hastalığı geçirenlerde yaşam boyu bağışıklık gelişir, bir daha kızamıkçık geçirmezler. Bu hastalarda yatak istirahati, sulu ve yumuşak gıdalar ile beslenme, ateşin kontrol edilmesi, yeterli sıvı verilmesi, acılı, baharatlı ve karbonatlı içeceklerden sakınılması, öksürük giderici ilaçlar hastalığın rahat atlatılmasında yardımcı olacaktır. Kızamıkçık hastalığının aşısı vardır, ve her sağlıklı çocuğa 15. ayda kızamık ve kabakulak aşılarıyla birlikte yapılmalı, gerekli dönemlerde de, tekrarlanmalıdır. Eğer, 4. gün döküntüde solma başlamamışsa, ateş 4. gün hala düşmemişse, dehidratasyon (su-kaybı) bulguları görülürse, dalgınlık, uykuya eğilim, kolayca uyandırılamama, halüsinasyonlar görülürse, ciddi başağrısı, ense sertliği/ağrısı ve sırt ağrısı başlarsa, tekrarlayan kusmalar olursa, çocuğa yeterli sıvı verilemezse, eklemlerde ağrı, şişme, kızarıklık olursa, nefes alma güçlüğü, sık nefes alıp verme, göğüs ağrısı, hırıltılı nefes alma, şiddetli öksürük varlığında, dengesiz yürüyüş ve güçsüzlük/halsizlik gelişirse, çocuk hastalık başlangıcına göre daha “hasta” görünüyorsa doktorunuza bir kez daha başvurmalısınız.

Bu yazı toplamda 2590, bugün ise 0 kez görüntülenmiş